Yerli Üretim Bağımsızlığın Kritik Noktası

23.09.2017, 13:43'de eklendi

Anadolu Raylı Ulaşım Sistemleri Kümelenmesi (ARUS), Yerli Üretim İş Birliği Günleri’nin ikincisini gerçekleştirdi. Etkinlikte ana üreticiler; Durmazlar, Bozankaya, Hyundai Eurotem, Siemens, ARUS üyeleri ile aynı masada buluştu.

Programda; raylı sistem parça üreticileri, mühendislik ve tasarım, boji, klima, cer motoru ve kontrol sistemleri, gövde, aydınlatma sistemleri, yolcu bilgilendirme sistemleri, yazılım, kalite, test, belgelendirme ve diğer sahalarda faaliyet gösteren ARUS üyeleri, firma tanıtımları ve ikili iş görüşmeleri gerçekleştirdi.

“Ülkemizin potansiyelini, ihtiyaçlarımızı üretirken kullanmak istiyoruz”
Geniş bir katılımın olduğu Yerli Üretim İş Birliği Günleri’nin açılışında konuşan OSTİM Organize Sanayi Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın, ülkemizin sanayi potansiyelinin bilinen ve görülenden daha yüksek olduğunu söyledi. Aydın, “Kendi ülkemizin potansiyelini kendi ihtiyaçlarımızı üretirken kullanmak ve bunu hayata geçirmek istiyoruz. Ülkemizin geleceği, özgürlüğümüz ve bağımsızlığımızın kritik yeri burası.” dedi.

‘Paramız var, istediğimiz yerden alırız!’ düşüncesiyle ülkenin kalkınamayacağını, işsiz insanlara iş bulunamayacağını bildiren Orhan Aydın, şunları vurguladı: “Çalışan, üreten, tasarlayan herkese minnettarız. Hepsini kutluyor, teşekkür ediyoruz. Özellikle Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığımızın bu konuda yeterince dikkatli olduğunu düşünüyoruz. Yüzde 51 kavramının Türkiye’ye gelmesiyle bir paradigma değişikliğinin yaşandığını sanayicilerimizle beraber biz de gördük, yaşadık.”

Yüzde 51 yazıldıktan sonra her şeyin bir anda değiştiğini, yabancı firmaların ve bürokrasinin bakışının değiştiğini aktaran Aydın, “Herkes yüzde 52, 53, 60, 70, 80’leri telaffuz ediyor. Bu bile bizim için yeterli değil. Biz kendi yerli ve milli firmalarımızı çıkararak, işleri onların üzerine odaklayarak, yanına gerekiyorsa yabancı firmayı; onun bulacağı modelleri biz şu anda daha çok istiyoruz. Türkiye’nin sektörle ilgili bütün paydaşları burada. Üniversiteler, STK’ları, firmalar, kamu kurumları hepsi bu grubun içerisinde. Türkiye’nin bu sektörle ilgili geleceğini hep beraber biz planlayacağız. Bu alanda ciddi bir potansiyel var. Savunma sanayiinden daha geniş bir alan burası.” ifadelerini kullandı.

Başkan Aydın, belediyeleri de bu felsefeye yaklaştırmak istediklerini sözlerine ekledi.

“Sanayicilerimize de büyük görev düşüyor”
TCDD ve ARUS Yönetim Kurulu Başkanı İsa Apaydın, konuşmasına 23 Eylül 2017’nin, TCDD’nin 161. kuruluş yıl dönümü olduğunu belirterek başladı. “2003 yılından itibaren Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Başbakanımızın liderliğinde ve hükümetlerimizin desteğiyle yeni bir demiryolu seferberliği başlatılmış, demiryollarımız yeniden devlet politikası olarak kabul edilmiştir. Bu seferberlik kapsamında demiryollarına bugüne kadar 60 milyar liranın üzerinde yatırım yapılmıştır.” sözleriyle devam eden Apaydın, söz konusu yatırımlarla; gelişmiş ülkelerde olduğu gibi ülkemizi yüksek hızlı tren teknolojisi ve konforuyla tanıştırdıklarına işaret etti.

Demiryolu endüstrisinin ülkemizde gelişmesi ile yerli ve milli üretim kapsamında önemli çalışmalar yaptıklarını ve bunların devam ettiğini anlatan Apaydın şöyle devam etti: “TCDD’nin destekleriyle hızlı tren makasları, traversleri ve raylarını yerli olarak ülkemizde üretiyoruz. Dizel tren setini, yük vagonunu, dizel motoru ve E-1000 milli elektrikli lokomotifini, makas taşıma vagonu ve demiryolu sinyalizasyon sistemini yerli ve milli olarak üretmeyi başardık. Fakat bu yeterli değildir. 2023 yılı 500 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşmak, yurt dışına giden dövizi ülkemizde tutarak kalkınmaya destek vermek için demiryolu hatlarının yapımı ve demiryolu araçlarını yerli olarak üretmek için sadece TCDD’ye değil, sanayicilerimize de büyük görev düştüğünü dikkatlerinizi çekmek istiyorum.”

“Özgüveni verirseniz hepsini yaparız”
ASO Yönetim Kurulu Başkanı Nurettin Özdebir, TCDD’nin 2003 yılından sonra şaha kalktığını ifade ederek, “Bu dev, ayağa kalktı. Gerek fabrikalarıyla, yerli dizel projesiyle, gerek elektrikli tren projesiyle ve bunun arkasından da inşallah hep birlikte hızlı tren de üretmemiz lazım. Bunu yapabilecek kabiliyette firmalarımız da var. Bu özgüveni siz bize verirseniz biz bunların hepsini fevkalade yaparız.” dedi.

Türk Hava Yollarına yeni uçaklar alındığını, 1 milyar dolarlık offset konulduğunu, bunun için Bakanlığa teşekkür eden Özdebir, şunları paylaştı: “Dünyada bunun yüzde 100’e çıkartan ülkeler var. Biz de keşke onu başarabilseydik. Ankara sanayisi olarak 1 milyarlık offsetin üzerine en az 10 milyar daha ilave edeceğimize eminim. Raylı taşıtta da aynı şekilde. Türkiye’nin tedarik tarihçesinde TCDD aslında müthiş bir sessiz devrim gerçekleştirdi. İlk defa teknolojik ürün alımında yüzde 51 şartını koydu. Bu Türkiye’de ilktir. Sayın Başbakanımıza, müsteşarımıza, emeği geçenlere katkılarından dolayı teşekkür ediyorum. Bu, Türkiye tarihinde bir milat oldu. Ondan sonra bu tip alımların hepsinde yüzde 51 şartı kondu.”

Politikaları oluştururken aynı zamanda ülke içindeki rekabetinde oluşturulması gerektiğine dikkat çeken ASO Başkanı, ana tedarikçi veya yüklenici olarak birbirleriyle yarışan en az ikişer tane firmanın olması gerektiğini söyledi. Özdebir, “Rekabet olan yerde her zaman Ar-Ge, inovasyon, verimlilik ve yarış vardır. En az 2 firma çıkarmalıyız. Özellikle Sanayi İşbirliği Programı kapsamında bu yarışmada birden fazla firmamın olmasında, rekabetin olmasında büyük fayda var.” diyerek konuşmasını tamamladı.

“Yerli ve milli üretime geçmek milli görevdir”
Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Orhan Birdal, 2003’ten itibaren milli ve yerli temalı seferberlikle demiryollarının şaha kalktığını, 80-90 yılda yapılan demiryolu yatırımından çok daha fazlasının bu dönemde yapıldığını ve yapılmaya da hız kesmeden devam edildiğini bildirdi.

Bakanlık olarak kendilerine ayrılan bütçe imkanları çerçevesinde yapabileceklerinin en fazlasını yapmanın gayreti içinde olduklarını kaydeden Birdal şöyle devam etti. “2003 yılından bugüne kadar Bakanlık olarak toplamda 347 milyar liralık yatırım yaptık. Bundan demiryolu sektörü 60 milyarın lirayı aşan bir pay aldı. Projeler tamamlandığında 2023 yılına kadar 3.500 km yüksek hızlı, 8.500 km de hızlı tren hattımız olduğu gibi konvansiyonel hatlarımızın tamamı elektrikli ve sinyalli olacak.”

Ekonomik bağımsızlık için projelerin yanı sıra demiryolu sektöründe yerli ve milli üretime yönelmenin ve kendi milli imkanlarımızı oluşturmanın gerekliliğinin altını çizen Orhan Birdal, “Bu konuyla ilgili bugüne kadar oldukça önemli mesafeler alındığını görmekteyiz. Düne kadar en basit malzemeler bile ithal edilirken, bugün çeken ve çekilen araçları dahi TCDD’nin bağlı ortaklıklarında üretebilir hale geldik. Yerlileşme ve millileşme sürecini kendi yüksek hızlı trenimizi üretip en kısa sürede raylara indirerek taçlandırmayı ümit ediyorum.” dedi.

Müsteşar Birdal son olarak şu hususları vurguladı: “Diğer sektörlerde olduğu gibi demiryolu sektöründen de yerli ve milli üretimin sadece kamu tarafından yapılmasını beklemek doğru bir yaklaşım değildir. Siyasi istikrar ve buna bağlı olarak ekonomik istikrarın sonucu olarak büyüyen ve gelişen özel sektörümüzün yerli ve milli üretime geçmeleri milli bir görevdir. ARUS üyelerinin bugüne kadar yüzde 48’den yüzde 60’a varan yerlilik oranlarıyla toplam 224 ulaşım aracını milli marka olarak üretmeleri her türlü takdirin üzerindedir.” 

İlgili Fotoğraflar

Diğer Haberler